Haftalık Bülten
06 - 12 Mart 2006 Sayı : 139

   
HABERLER

  • Grup Mecaz öğrencilerimizi coşturdu
     
    Atatürk Kültür Merkezinde düzenlenen Türk Halk Müziği konserinde Ege Üniversitesi Konservatuarı mezunu ve öğretim görevlilerinden oluşan grubun seslendirdikleri birbirinden güzel halk müziği parçalarıyla öğrencilerimiz unutulmayacak bir gece yaşadı.
    3 Mart 2006 tarihinde düzenlenen konseri Rektörümüz Prof.Dr. Şener Oktik, Ege Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ülkü Bayındır ile birlikte izledi.
    Konserde Atatürk Kültür Merkezi görülmeye değerdi. Salonu tıklım tıklım dolduran binden fazla öğrencimiz, grubun seslendirdiği parçalarda hem tempo tuttu hem de oynadı.
     
    Konserde Ege yöresine ait halkoyunları da sergilendi. Konserin ilerleyen dakikalarında tüm öğrenciler kol kola girerek Atatürk Kültür Merkezinde halay çektiler. Konser sonrası Rektörümüz Prof.Dr. Şener Oktik, Ege Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Ülkü Bayındır'a Üniversitemiz anısına bir plaket verdi. Ayrıca konseri veren Grup Mecaz üyelerine de teşekkür eden Rektörümüz, kendilerini yeniden Üniversitemizde görmek istediğini belirtti.
    Haber - Fotoğraf : Basın Halkla İlişkiler - Ersin Şanlı

  • 20.yy'da Türk-Rus İlişkileri
     
    Rusya Federasyonu Türkiye Büyükelçiliği Başkâtipleri Dimitri Zykov ve Oleg Rogoza, '20.yy'da Türk-Rus İlişkileri' konulu bir konferans vermek üzere Üniversitemizi ziyaret ettiler. Rektörümüz Prof.Dr. Şener Oktik ve Rektör Yardımcımız Prof.Dr. İbrahim Yokaş ile de bir süre görüşen konuklar, ortak çalışma konularında görüş alış-verişinde bulundular.
    Başkâtip Dimitri Zykov, 6 Mart 2006 tarihinde Ahmet Altıntaş Salonunda verdiği konferansta, Türkiye ile Rusya arasındaki ilişkilerin beş asır öncesine dayandığını ve bu ilişkilerin günümüzde de dostluk çerçevesinde sürdüğünü söyledi.
    Türkiye Cumhuriyeti ile olan ilişkilerin ise ilk olarak 16 Mart 1920 tarihinde yapılan Moskova Antlaşmasıyla başladığını, 85 yıl öncesine dayanan bu ilişkilerin güçlenerek devam ettiğini belirten Başkâtip Zykov şöyle konuştu;
    Atatürk ile Stalin arasında yoğun diplomasi
    Genç Türk Cumhuriyeti kurulmadan önce Türk halkının verdiği milli mücadelede Sovyet Rusya önemli ekonomik desteklerde bulunmuştu. Cumhuriyetin ardından ise Atatürk ile Stalin arasında yoğun diplomasi trafiği gerçekleşmiştir. Sovyet Rusya tarafından Türkiye'ye 10 milyon rublelik ekonomik destek sağlanmıştır. Bu, o dönemde önemli bir meblâdır. Ayrıca Türkiye'nin ilk tekstil tesisleri o dönemde Rusya'nın yardımıyla kurulmuştur. Aralık 1925'te tarafsızlık ve saldırmazlık anlaşması imzalanmıştır. O dönemde çok sayıda üst düzey temaslar olmuştur. Öyle ki, İstanbul Taksim Meydanındaki Cumhuriyet Heykelindeki bir figür, dönemin Rus Büyükelçilerinden birine aittir. Bu o dönemdeki ilişkilerdeki yakınlığın bir göstergesidir. 1920'li ve 1930'lu yıllarda Atatürk'ün büyük önem verdiği Türkiye-Rusya ilişkileri devam etmiştir. Türkiye'nin II.Dünya Savaşına katılmamasına Rusya büyük değer vermiştir. İktisadi ilişkilerimiz 1950'li ve 1960'lı yıllarda da sürmüş ve artmıştır. Varşova ve NATO olmak üzere karşı bloklarda olmamıza rağmen siyasi ve ekonomik işbirliğimiz her geçen gün güç kazanmıştır. Sovyetlerin dağılması sonucu ise meydana gelen jeopolitik değişiklikler nedeniyle ilişkilerde yeni bir dönem başlamıştır.
    Rusya ve Türkiye birbirine çok benziyor
    Siyasi, sosyal ve kültürel özelliklere göz atarsak Rusya ve Türkiye birbirine çok benziyor. İki ülke de Avrasya ülkesi. Avrupa ve Asya ile sınırlarımız var. İki ülke de köklü birer devlet ve geçmişinde büyük imparatorluk geçmişleri var. Pek çok etnik kökeni içinde barındırıyorlar ve coğrafi olarak birbirinden kopması mümkün değil. Karadeniz, Kafkaslar, Orta Asya, Irak gibi coğrafyalarda işbirliği söz konusu. Karadeniz'e kıyısı olan ülkelerin oluşturduğu Karadeniz Ekonomik İşbirliği çerçevesinde işbirliği devam ediyor.
     
    Ekonomik işbirliği artacak
    Rusya Federasyonu ile Türkiye arasındaki ilişkiler gerek ekonomik gerekse siyasi açıdan son dönemde oldukça hızlanmıştır. İki ülke arasındaki ticaret hacmi 2005 yılında 15 milyar dolardır ve halen de artmaktadır. Başbakan Recep Tayip Erdoğan 2010 yılına kadar 25 milyar doları hedeflediklerini beyan etmiştir. Enerji, inşaat, turizm ve benzeri alanlardaki işbirliği gün geçtikçe gelişmekte. Doğalgaz transferi konusunda yaşanan sıkıntı aşılmış ve bu yılın başından itibaren Türkiye doğalgazı diğer ülkeler ile aynı fiyattan almaya başlamıştır. Türk müteahhit firmaları son beş yıl içinde 12 milyar dolarlık işe imza attılar. İki ülke arasında turizmin gelişimi yönünde çalışmalarımız var. Türkiye'ye gelecek Rus turist sayısının 2 milyonu aşması bekleniyor. Son iki yıldır iki ülke arasındaki diplomasi trafiği üst seviyede. Başbakan Erdoğan ve Devlet Başkanımız Viladimir Putin sık sık bir araya geliyor. Geçtiğimiz Kasım ayında Sayın Putin ile Cumhurbaşkanı Ahmet Necdet Sezer arasında siyasi deklarasyon imzalandı.
    Rus turistler Türkiye'yi vatanları gibi görüyor
    Biz Rus turistlere soruyoruz. Türkiye'de var olan çoğu imkânı başka ülkelerde de bulabilirsiniz. Neden illâ ki Türkiye? Cevap çok ilginç. "Biz Türkiye'de kendimizi yabancı gibi hissetmiyoruz. Burayı neredeyse kendi vatanımız gibi görüyoruz." diyorlar. Bu iki ülkenin ortak geçmişinin ve ilişkilerdeki gücün bir göstergesidir.
    Kürdistan diye bir devlet tanımıyoruz
    Rusya Federasyonu olarak uluslararası ilişkilerde adaleti esas alıyoruz. Irak şu an bir iç savaşın eşiğinde. Rusya tüm ülkelere aynı yaklaşımdadır. Amerika Birleşik Devletleri de buna dâhildir. Ancak binlerce kilometre öteden gelerek bu coğrafyada söz sahibi olmaya çalışan ülkeler var. Siyasi ve ekonomik çıkarları olan devletler bu coğrafyadan bir gün giderler ancak Türkiye ve Rusya bu coğrafyada kalıcıdır. Bu nedenle Türkiye ile olan ilişkilerimizi sürdürme ve geliştirme gayretindeyiz. Rusya ile Irak'ın ilişkileri ise Bağdat üzerindendir. Kendilerini Kürdistan diye nitelendiren özerk bölge ile bir ilişkimiz söz konusu değildir. 2001 yılında Türkiye ve Rusya arasında işbirliği planı diye bir belge imzalandı. Bu çerçevede Irak en önemli konulardan biridir. Rusya Federasyonu prensip olarak Irak'ın toprak bütünlüğünü destekliyor. Yeraltı zenginliklerinin Irak halkının malı olduğunu söylüyor ve bölünmenin karşısında duruyoruz. İran ile ise önemli işbirliklerimiz var. Uranyum zenginleştirmesi gibi. Hala bu görüşmeler devam ediyor. Ancak bölgedeki siyasi duruma karşı Türkiye'nin tutumunu da biliyoruz. Türkiye gibi biz de bölgede bir savaşın çıkmasını istemiyoruz.
    Eğitim halen devletin elinde
    Rusya Federasyonu'nda eğitim kurumlarında devletin ağırlığı devam etmekte. Serbest piyasa ekonomisine geçilmesiyle birlikte özel okullar da açılmakta ancak Rusya henüz bir geçiş döneminde. Devlet okullarının özel okullara oranı yüzde 90 diyebiliriz.
    Ermeni meselesini kurcalamamak lazım
    Ne olduysa tarihte oldu ve geçmişte kaldı. Tarihçiler araştırsınlar ve gerçekleri ortaya çıkarsınlar. Aynı coğrafyayı paylaşıyoruz. Artık herkesin geleceğe bakması lazım. Ermeni meselesinin kurcalanmaması lazım. Soykırım konusu bize karşı da kullanılmaktadır. Kimsenin kimseden özür ya da tazminat bekleme hakkı yoktur. Ne yaşandıysa geçmişte kaldı.
    Gizli servislerimiz ortak çalışıyor
    İki ülkenin de ortak sorunları var. İki ülkenin de terörle ilgili mücadelesi var. Birbirimizin hassasiyetlerini daha iyi anlayarak mücadele etmeliyiz. Bu konuda özellikle son yıllarda iki ülkenin gizli servisleri ortak çalışma halinde. Emniyet güçleri, organize suç örgütleri ve terör konularında işbirliği içinde.
    Konferans sonunda soruları cevaplayan Dimitri Zykov, "Terörle mücadele ettiğinizi söylüyorsunuz. Ancak Moskova'da PKK sloganlarının da atıldığı Kürt kongresinin toplanmasına neden izin verdiniz?" şeklindeki bir soruya, "Rusya Federasyonunun 500 bin Kürt vatandaşı vardır ve bir takım sosyal haklara onlar da sahiptir. Ancak söz konusu toplantıda onlar demokratik haklarını yanlış kullanmışlardır." şeklinde cevap verirken; Açılan Rus devlet arşivlerinde ortaya çıkan Türkiye'nin kurtuluş savaşı sırasında Buhara Emirliğinin yardım amacıyla Türkiye'ye gönderdiği 20 milyon rublenin Rusya tarafından yarısına el konarak, 10 milyon rublesinin gönderilmesine ne diyorsunuz?" şeklindeki diğer bir soruya ise, "Bu iddiaların ne derece doğru olduğunu bilmiyorum."dedi.
    Haber - Fotoğraf : Basın Halkla İlişkiler - Ersin Şanlı

  • Dünya Kadınlar Gününde 'Kadının Aile İçindeki Konumu ve İntiharlar' konuşuldu
     
    Üniversitemiz Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr. Nurgün Oktik, dünya kadınlar günü etkinlikleri çerçevesinde 'Kadının Aile İçindeki Konumu ve İntiharlar' konulu bir konferans verdi.
    7 Mart 2006 tarihinde Muğla Belediyesi Konakaltı Kültür Merkezinde gerçekleştirilen konferansta Doç.Dr. Nurgün Oktik, Muğla'da yaşanan intihar olayları üzerine yapılan araştırmalardan ve kadınların yaşadığı bir takım sorunlardan şöyle bahsetti;
    İntihar olaylarında rol çatışması en büyük faktör
    Muğla'da yapılan araştırmalarda intihar ya da intihara teşebbüs eden kadınların rol çatışması nedeniyle bu yönteme başvurduklarını söyleyen Doç.Dr. Nurgün Oktik, "Rol çatışması en büyük faktör. Kadın; hem anne, hem eş hem de iş kadını. Doğal olarak bu roller kadını bunaltıyor ve büyük bir gerilime sebep oluyor. Mesela, yörede kırsal kesimde yaşayan ve turizm sektöründe çalışan kadınlar var. Köy ortamında sosyal ortamını yaşayan kadın, 4 ya da 5 yıldızlı tesislerde farklı bir sosyal ortamın içinde oluyor. Araştırma esnasında konuştuğumuz bir bayan, bu iki dünya arasında sıkışıp kaldıklarını söyledi. Kadının bir gün içindeki bu rolleri gerilim yaşamasına ve bunalımına neden oluyor. Zaten intiharlarda sosyal değişimin çok yavaş veya çok hızlı olduğu toplumlarda daha sık gözlenebiliyor." dedi.
    Her 100 kadından 97'si şiddet görüyor
    Kadın hakları ihlalinde Türkiye'nin dünyada 19.sırada olduğunu belirten Doç.Dr. Nurgün Oktik, Birleşmiş Milletlerin Kasım 2005 tarihinde Türkiye ile ilgili hazırladığı rapordan da bilgiler verdi. Doç. Dr. Oktik, "Bu raporda ilginç detaylar var. Mesela, Türkiye'deki kadınların sadece yüzde 3'ü eşinden şiddet görmüyor. Yani Türkiye'de her 100 kadından 97'si eşi tarafından şiddete maruz kalıyor. Bu şiddeti sadece kaba kuvvetle uygulanan şiddet olarak algılamamız gerekiyor. Yasalar, töreler, adetler ve din gibi öğeler kadının haklarının suistimal edilmesinde etken oluyor." diye konuştu.
    Genç kadınlar intihar vakalarında başı çekiyor
    İntihar vakalarının en çok rastlandığı yaş grubunun 15-24 yaş gurubu olduğunu belirten Doç. Dr. Nurgün Oktik, orman köylerinde yaşayan insanların intihara daha yatkın olduğunu belirterek, "Ormanın izolasyon boyutu, yalnızlığa itme boyutu var. Muğla, Bolu ve Bitlis gibi iller bu yüzden hep ilk 10 il içinde olmuşlardır." dedi. Doç.Dr. Oktik ayrıca, Muğla ilindeki kadın intiharları ya da intihara teşebbüs vakalarında 'eşi tarafından aldatılma' gerekçesine rastlamadıklarını da sözlerine ekledi.
    Haber : Basın Halkla İlişkiler - Ersin Şanlı
    Fotoğraf : Basın Halkla İlişkiler - Haşim Koç


  • Bilim ve Kadın
     
    8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Üniversitemizde 'Bilim ve Kadın' konulu bir konferans veren Eğitim Fakültesi Dekanı ve Kadın Sorunları Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof.Dr.Şule Aycan, bir çok alanda olduğu gibi bilim alanında da kadının olması gereken noktada bulunmadığını söyledi.
    Konferans öncesi yaptığı konuşmada kadınlar gününü kutlayan Rektörümüz Prof.Dr. Şener Oktik, "Üniversitemizin modern eğitim anlayışında ve geleceğe bakışında kadınlarımızın önemine hep inandık. Bu duyguların gerçek anlamda hayata geçmesiyle kadınlar gününü kutlamaya ihtiyaç duymayacağız. Kendilerine has sezgilerle olumsuzlukları olumluya çeviren kadınlarımızın kadınlar gününü kutluyorum." dedi. 8 Mart 2006 tarihinde Ahmet Altıntaş Salonunda gerçekleştirilen konferansta Prof.Dr. Aycan, Türkiye'de Kadınlar Gününün 1985 yılından bu yana kutlandığını ancak Türk kadınının Cumhuriyetle birlikte elde ettiği birçok hakkın farkında olmadığının altını çizdi. 1934'te seçme ve seçilme hakkını kazanan Türk kadınının tüm Avrupa ülkelerinden önce bu hakkı elde etmesine rağmen bu gün meclisteki kadın sayısının o günkü oranın altında olduğunu vurguladı.
    Geçmişten günümüze kadın bilimadamlarından ve kadınların bilime kazandırdıklarından da bahseden Prof.Dr. Aycan, dünyada bir çok kadının önemli bilimsel olaylara imza atmasına rağmen bilimler akademisine seçilmemelerine dikkat çekti.
    Dünyanın birçok ülkesinde kadınların ezildiğini belirten Prof.Dr. Aycan, kadınların eğitiminin de engellenmiş olduğunu ve bu durumun halen sürdüğünü söyledi.
    Üniversitelerde öğrenci, öğretim elemanı ve yönetici olarak bulunan kadınların oranını rakamlarla ifade eden Prof.Dr. Aycan, Türkiye'de gelişmiş ülkelerle çok fark bulunmasa bile bilimde kadının rolünün halen olması gerekenden aşağıda olduğunu vurguladı. Fen ve Edebiyat Fakültelerindeki kız öğrenci sayılarının yüzde 50'lerin üzerinde olduğunu anlatan Prof.Dr. Aycan, Üniversitelerde bayan öğrenci, öğretim elemanı ve yönetici sayısının en yüksek Mimar Sinan Üniversitesinde olduğunu söyledi.
    Haber - Fotoğraf : Basın Halkla İlişkiler - Ersin Şanlı

  • Ege Üniversiteleri Rektör Yardımcıları Üniversitemizde
     
    Ege Bölgesindeki üniversitelerin rektör yardımcıları Üniversitemizde toplandı. Öğretim Elemanı Yetiştirme Programı çerçevesinde, 3 Mart 2006 tarihinde gerçekleştirilen toplantıda bölgedeki üniversitelerin öğrencilerinin Ege Üniversitesinde lisansüstü eğitimleri konuşuldu.
    Çanakkale 18 Mart, Balıkesir, Dumlupınar, Kocatepe, Süleyman Demirel, Pamukkale, Celal Bayar, Ege ve Adnan Menderes Üniversiteleri Rektör Yardımcılarının katıldığı toplantıya Rektör Yardımcımız Prof.Dr. İbrahim Yokaş Üniversitemizi temsilen katıldı. Devlet Planlama Teşkilatı tarafından bölgenin gelişimine yönelik olarak desteklenen program çerçevesinde çok sayıda öğrenci lisansüstü eğitimini Ege Üniversitesinde yapabilecek.
    Haber - Fotoğraf : Basın Halkla İlişkiler - Ersin Şanlı

  • Üniversitemiz Senatosu Ortaca Meslek Yüksekokulunda toplandı
     
    Senato toplantısını Ortaca Meslek Yüksekokulunda yapan senato üyelerimiz, toplantı öncesi öğrencilerimizle görüştü. Rektörümüz Prof.Dr. Şener Oktik, Rektör Yardımcılarımız Prof.Dr. İbrahim Yokaş, Prof.Dr. Ali Osman Gündoğan ve Meslek Yüksekokulu Müdürü Prof.Dr. Betül Ürün, öğrencilerimizin eğitim-öğretim, kültür-spor olanakları gibi çeşitli konularda yönelttikleri soruları yanıtladı.
    7 Mart 2006 tarihinde gerçekleştirilen görüşme ve toplantı öncesi yenilen yemeğe Ortaca Belediye Başkanı Salih Özdemir de katıldı. Özdemir, Ortaca Meslek Yüksekokulunun kampusleşmeye doğru gelişimini sürdürmesini istedi.
    Haber - Fotoğraf : Basın Halkla İlişkiler - Emel Mısır Karaman

  • Sheakespeare Şifresi
     
    Üniversitemizde, Sinan Bayraktar Tiyatrosu tarafından 'Sheakespeare Şifresi' adlı tek kişilik meddah oyunu sahnelendi.
    6 Mart 2006 tarihinde Atatürk Kültür Merkezinde sahnelenen oyunu çok sayıda öğrencimiz ve Üniversitemiz çalışanı izledi. İki bölümden oluşan oyunda Tiyatronun kurucusu Sinan Bayraktar'ın sergilediği birbirinden ilginç tiplemeler, izleyenlerden büyük alkış aldı.
    Haber : Basın Halkla İlişkiler - Ersin Şanlı
    Fotoğraf : Basın Halkla İlişkiler - Haşim Koç


  • Tiyatro Topluluğu
     
    Üniversitemiz Tiyatro Topluluğu iki aylık bir eğitim süreci sonrasında hazırladığı ve 2005-2006 eğitim-öğretim döneminin ilk oyunu olan 'Açık Aile' adlı tiyatro oyununu yeniden sahneledi. 10 Mart 2006 tarihinde Muğla Meslek Yüksekokulu Şahidi Salonunda sahne alan oyun izleyenlerden büyük beğeni aldı.
    19. yüzyılda İtalyan bir ailenin burjuva düzeni içinde yaşadığı bunalımı anlatan oyunda ayrıca toplumun ahlak kavramları üzerinde duruluyor. Dario Fo'nun yazdığı 'Açık Aile' adlı oyun 17 ve 27 Mart 2006 tarihlerinde de izleyicilerle buluşacak. Bu oyunla Dokuz Eylül Üniversitesinde Üniversitemizi başarıyla temsil eden Tiyatro Topluluğu, ayrıca 20 Nisan 2006 tarihinde sahnelenecek 'Nemrut' adlı oyunun çalışmalarına da devam ediyor.
    Haber : Basın Halkla İlişkiler - Ersin Şanlı
    Fotoğraf : Basın Halkla İlişkiler - Haşim Koç


YAYINLAR-ARAŞTIRMALAR

  • Fen-Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Mehmet Naci Önal'ın "Bilim ve Aklın Aydınlığında Eğitim" adlı dergide, (Sayı 72 Şubat 2006, 28-31) "Nevruz Geleneği" adlı makalesi yayımlanmıştır.
    Kaynak : Kendisi

    KONFERANS / PANEL / SEMPOZYUM

    • Üniversitemiz Öğretim Üyeleri ilimizde düzenlenen ve Konakaltı İskender Alper Kültür Merkezinde gerçekleşen Dünya Kadınlar Günü Etkinlikleri kapsamında çeşitli konferans ve panellere katıldılar. Fen-Edebiyat Fakültesi Batı Dilleri ve Edebiyatları Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Çiğdem Pala Mull 6 Mart 2006 tarihinde Edebiyatta Kadın "Kendine Ait bir Oda" Virginia Wolf; Fen-Edebiyat Fakültesi Sosyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç.Dr.Nurgün Oktik, 7 Mart 2006 tarihinde "Kadının Aile İçindeki Konumu ve İntiharlar" konulu birer konferans verdiler. 8 Mart 2006 tarihinde de "Kadının İnsan Hakları" başlıklı panele, Eğitim Fakültesi Dekanı ve Kadın Araştırma ve Uygulama Merkezi Müdürü Prof.Dr.Şule Aycan (panel yöneticisi), İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi Kamu Yönetimi Bölümü Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr. Özlem Şahin "Cinsiyet Ayrımcılığı", ", Eğitim fakültesi Öğretim Üyesi Yrd.Doç.Dr.Kevser Baykara Pehlivan,"Eğitim ve Kadın" konularıyla konuşmacı olarak katıldılar. Ayrıca Muğla Sağlık Yüksekokulu Öğretim Elemanları 10 Mart 2006 tarihinde "Aile Planlaması" konulu panele katıldılar. Yüksekokul Müdürü Prof.Dr.Lale Afrasyap'ın yöneticiliğini yaptığı panelde Yrd.Doç.Dr.Niyazi Acer "Üreme Organlarının Anatomi ve Fizyolojisi", Yrd.Doç.Dr.Nezihe Uğurlu "Kürtaj ve Ruhsal Sağlığı" ve Öğr.Gör.Ayşe Karakuş "Aile Planlama Yöntemleri" konusunda sunum yaptılar.
      Kaynak : Basın ve Halkla İlişkiler, Muğla Sağlık Yüksekokulu - Haftalık Bülten Temsilcisi

    • Eğitim Fakültesi Türkçe Eğitimi Bölümü öğrencileri tarafından 3 Mart 2006 tarihinde 'Şarkılarla Nedim' konulu panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak son sınıf öğrencilerinden Demet Duygun ve Erkan Çer katıldılar. Ayrıca, 10 Mart 2006 tarihinde ' İstiklâl Marşı ve Mehmet Akif Ersoy ' konulu bir panel düzenlendi. Panele konuşmacı olarak, Beyhan Kokarcalı, Nuran Ceyhan, İbrahim Akgün, Zeynep Öztürk, Bircan Doğru adlı öğrenciler konuşmacı olarak katıldılar.
      Kaynak : Eğitim Fakültesi - Türkçe Eğitimi Bölümü Haftalık Bülten Temsilcisi

    • Eğitim Fakültesi Araştırma Görevlisi Canses Tican, 9 Mart 2006 tarihinde "Eğitim Fakültesi ile Fen-Edebiyat Fakültesi Öğrencilerinin Eğitim Fakültesi ile Fen-Edebiyat Fakülteleri Hakkındaki Karşılaştırmalı Görüşleri" başlıklı konferans verdi.
      Kaynak : Kendisi

    • Muğla Sağlık Yüksekokulu Öğretim Üyesi Yrd. Doç. Dr. Bora Ekinci 10 Mart 2006 tarihinde Muğla Ceza İnfaz Kurumunda "Hijyen Kuralları ve Önemi" konulu eğitim konferansı verdi.
      Kaynak : Muğla Sağlık Yüksekokulu - Haftalık Bülten Temsilcisi

UNVAN DEĞİŞİKLİKLERİ

  • Hacettepe Üniversitesinde 2547 Sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca Doktora eğitimi tamamlayan Arş.Gör.Atilla GÖKTAŞ 27/02/2006 tarihinden itibaren Fen Edebiyat Fakültesine Yardımcı Doçent kadrosuna atanmıştır.

  • Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Doç.Dr.Zekeriya GÜNEY 03/03/2006 tarihinden itibaren Eğitim Fakültesi Profesör kadrosuna atanmıştır.

ATAMALAR

  • Eğitim Fakültesi öğretim üyelerinden Yrd.Doç.Dr.Nezihe UĞURLU 13/02/2006 tarihinden itibaren Muğla Sağlık Yüksekokulu kadrosuna atanmıştır.

  • Hacettepe Üniversitesinde 2547 Sayılı Kanun'un 35. maddesi uyarınca Doktora eğitimi tamamlayan Arş.Gör.Atilla GÖKTAŞ 27/02/2006 tarihinden itibaren Fen Edebiyat Fakültesine Yrd.Doç.Dr olarak atanmıştır.

  • Fen Edebiyat Fakültesi öğretim üyelerinden Doç.Dr.Zekeriya GÜNEY 03/03/2006 tarihinden itibaren Eğitim Fakültesi Profesör kadrosuna atanmıştır.

  • Su Ürünleri Fakülte Sekreter vekili Gülöz CİVELEK 06/03/2006 tarihinden itibaren asaleten atanmıştır.

AYRILANLAR

  • 2547 Sayılı Kanun'un 50/d maddesi uyarınca Fen Bilimleri Enstitüsü kadrosunda görev yapmakta olan Araştırma Görevlilerinden, A.Melda ÇOLAK, Ayhan DARGIN ve İbrahim KIVRAK'ın Yüksek Lisans eğitimlerini tamamlamaları nedeniyle ilişikleri kesilmiştir. Görevleri süresince Üniversitemize katkıları için teşekkür ederiz.

  • Sosyal Bilimler Enstitüsü Arş.Gör.Şaziye CAMBAZ 02/03/2006 tarihinden itibaren istifa etmiştir. Görevleri süresince Üniversitemize katkıları için teşekkür eder, başarılar dileriz.

  • Muğla Meslek Yüksekokulu Öğr.Gör.Nuriye Simay BODUR 14/02/2006 tarihinden itibaren istifa etmiştir. Hizmetleri için teşekkür ederiz.

Kaynak : Personel Daire Başkanlığı


BAŞ SAĞLIĞI
  • Döner Sermaye İşletmesi Müdürü ve Güzel Santlar Fakültesi Fakülte Sekreter Vekili Sadettin Simser'in babası Ali Simser vefat etmiştir. Merhuma Tanrı'dan rahmet, kederli ailesi ve yakınlarına baş sağlığı diliyoruz.