23 Nisan 1920 ve Ulusal Egemenlik

        Mustafa Kemal Atatürk, Askerî ve siyasi yaşamının bütün aşamalarındaki mücadelelerinde ulusal iradeyi temel ilke olarak kabul etmiştir. İstanbul’un 16 Mart 1920 tarihinde İtilaf Devletleri tarafından resmen işgal edilmesinin ardından yayınladığı bir genelge ile Ankara’da olağanüstü yetkilere sahip bir meclisin toplanacağını duyurmuştur. Ülke genelinde yapılan seçimlerle belirlenen milletvekilleriyle bazı Meclis-i Meb’ûsân üyelerinin oluşturduğu I. TBMM, 23 Nisan 1920 tarihinde Ankara’da toplanmıştır.

         Seçimle oluşan ve ulusal iradeye dayanan bu meclisin varlığını oluşturan temel düşünce ulusal egemenlik ilkesidir. Bu meclisle egemenliğin padişahta, sosyal bir sınıfta veya zümrede değil, Türk Ulusu’nda olduğu kabul edilmiştir. Hiçbir makamın veya kişinin onayına ihtiyaç duyulmaksızın yasalar ve antlaşmalar yapılıp uygulanmaya başlanmasıyla Cumhuriyet yönetimi ve yeni Türk Devleti gerçekte o gün kurulmuştur. Ulusal birlik ve beraberliğin oluşmasını, kişi hak ve özgürlüklerinin korunmasını ve yüceltilmesini, demokrasinin gelişmesini, adalet, hürriyet ve eşitliğin toplumda en yüksek düzeyde sağlanmasını ve korunmasını esas alan ulusal egemenlik o gün doğmuştur.

         23 Nisan 1920’de, egemenliğin hiçbir sınırlama, bölünme, eleştiri ve sınır kabul etmeyecek şekilde Türk Ulusu’na ait olduğu ilan edilmiştir. Kaynağını ilahî iradeden alan padişah egemenliği anlayışı terk edilerek, ulus iradesine dayalı demokratik yönetime geçilmiştir.

         Atatürk yeni dönemi şu şekilde ifade etmiştir. “Bütün cihan bilmelidir ki artık bu devletin ve bu milletin başında hiçbir kuvvet yoktur, hiçbir makam yoktur. Yalnız bir kuvvet vardır. O da millî egemenliktir. Yalnız bir makam vardır. O da milletin kalbi, vicdanı ve mevcudiyetidir.”