Haber

MSKÜ Tıp Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Ethem Acar Engelsiz Acil Servisler Projesini Anlattı

Son Güncelleme Tarihi : 25.01.2023 00:00

Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğü Otizm, Zihinsel Özel Gereksinimler ve Nadir Hastalıklar Dairesi Başkanlığı koordinatörlüğünde, Kamu Hastaneleri Genel Müdürlüğü ve Acil Sağlık Hizmetleri Genel Müdürlüğünün katkılarıyla otizm, down sendromu ve zihinsel gelişim geriliği gibi sorunu olan özel gereksinimli hastaların ambulanstan acil servisteki tedavisinin sona ermesine kadar geçen süreçte ayrı bir yaklaşımla ele alınmasına olanak tanıyacak "Engelsiz Acil Servisler" projesi başlatıldı.

Hizmetin yapılacağı pilot hastanelerde acil servislere başvuran bu gruptaki hastalara, kayıt işlemleri sırasında görevli tarafından hastanın durumunu ortaya koyan ve bu hizmetten yararlanmasını sağlayan "ben özelim" yazılı yaka kartı verilecek ve hasta bu kartla tüm sağlık personeline tanıtılacak. Hastalar başvurudan itibaren, acil servisten hizmet almaya gelen diğer kişilerden pozitif olarak ayrıştırılacak ve taburcu edilmesine kadar tüm süreçte hastaya eşlik edilecek. Acil servis içindeki hizmetler bu kişiler için özel olarak oluşturulan sakin bir ortamda verilecek. Bu hasta grubuna yaklaşım konusunda eğitim almış personel tarafından, acil sağlık işlemlerinin hızla ve kesintisiz yapılması sağlanacak.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde uygulanan "Engelsiz Acil Servisler" projesi hastanın bakım kalitesini, yakınlarının ve hekimlerin memnuniyetini arttırdı.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Tıp Fakültesi Acil Tıp Anabilim Dalı Başkanı ve Nörogelişimsel Aciller Türkiye Koordinatörü Doç. Dr. Ethem Acar, "nörogelişimsel aciller" olarak adlandırılan hasta grubunun, otizm, dikkat eksikliği, hiperaktivite bozukluğu, down sendromu ve bilişsel geriliği olan hastalardan oluştuğunu, bunların da aslında toplumda sık görüldüğünü söyledi.

Normalde bu hastaların kendi çevrelerinde ve evlerinde uyumlu şekilde çalıştıklarına, herhangi bir stresle karşılaştıklarında bununla bir şekilde baş edebildiklerine dikkati çeken Acar, acil servise geldiklerinde ise daha önceki deneyimleri, monitör sesi, kalabalık gibi onları etkileyecek farklı ajitasyonlar yaşayabildiklerini dile getirdi.

Acar, normal bir çocuğun dahi acil serviste yeterince ajite olduğunu, özel gereksinimli olanların ise bu stresle baş etme kabiliyetlerinin ortadan kalktığını ifade etti.

Bu hastaların normalde de acil servise çok sık geldiğine işaret eden Acar, şöyle devam etti:
"Nörogelişimsel bozukluğu olan ya da özel gereksinimli çocuklar, normal çocuklara oranla 30 kat daha fazla acil servise geliyor ve çok daha fazla yatmak zorunda kalıyor. Literatüre baktığımız zaman aslında bu hastalar yaklaşık 6 saat acil serviste kalıyor ve ilk muayenesi için hekimin ulaşması 2 saat gibi bir süre alabiliyor. Boğaz ağrısı için gelen çocuk, çeşitli ajitasyonlarla karşı karşıya kalabiliyor, tedavisini tam tamamlayamayabiliyor. 4 hastadan biri tekrar acile başvurmak durumunda kalıyor. Her başvuran 5 hastadan biri de hastanede yatmak zorunda kalıyor."

Acar, Sağlık Bakanlığı'nın bu noktada bazı girişimlerde bulunduğunu, çeşitli üniversitelerden kendisinin de içinde bulunduğu bir bilim kurulu oluşturulduğunu vurguladı.

Özel gereksinimli çocukların acil serviste ne gibi sıkıntılar yaşadığı, bu sıkıntıların çözümü açısından neler yapmak gerektiği gibi konuların tartışıldığı çeşitli çalıştaylar yapıldığını anlatan Acar, bunların sonucunda Muğla'nın pilot il seçildiğini aktardı.

Acar, kendisinin koordinatör olarak atandığını belirterek, "Biz de il içerisinde pilot hastaneler tespit ettik. Bu hastanelerde neler yapılabileceğini belirledik ve Haziran ayı itibarıyla da çalışmamıza başladık" dedi.

Hazirandan bu yana kentte bu hizmetin verildiği bilgisini paylaşan Acar, "Şu ana kadar 150 hastamız uygulamadan yararlandı. Bu hastalarımızdan hem CİMER üzerinden hem de şahsi olarak teşekkür mektupları aldık. Çeşitli teşekkür videolarıyla bize dönüşler oldu. Sadece hasta ve yakınları değil hekimler de bu noktada memnuniyetlerini bildirdiler" diye konuştu.

Acar, uygulama ile hastanede yaşanan değişimleri şu sözlerle anlattı:
"Ambulans ile geldiyse ambulansta çocuğa yaka kartı takılıyor. Çocuğun oyuncaklarını yanına alması sağlanıyor. Çocuğu ajite etmemek için ambulans sirenleri çalınmıyor. Hastayı direkt sedye ile tedavi olacağı alana alıyoruz. Ancak hasta kendi aracıyla geldiyse triyajın kalabalığına hiç sokmadan annesi 'benim çocuğumun özel gereksinimi var' dediği andan itibaren bir güvenlik görevlisi yardımıyla direkt kendisi için ayırdığımız odaya getirilmesini sağlıyoruz. Daha sonra ise çok fazla sağlık çalışanıyla muhatap olmasın diye o an en kıdemli olan hemşiremiz gelip çocuğun şikâyetini alıyor. Işığa ve sese karşı hassasiyeti var mı, önlük fobisi var mı, neleri seviyor, nelerle rahat ediyor gibi hastanın yanına yaklaştığımızda muayene için bize faydası olacak bilgileri öğrenip o gün acil servisin en kıdemli doktoruna bilgi veriliyor. Çocuksa çocuk uzmanına, erişkinse erişkin acil tıp uzmanına bilgi vererek çocuğun muayene edilmesi sağlanıyor. Biz de içeri girdiğimizde zaten çocukla ilgili birçok bilgiye sahip olduğumuz için muayene sürecini daha rahat atlatabiliyoruz. Hasta daha rahat tedavisini alabiliyor. Bu uygulama çok başarılı oldu.”

Sağlık Bakanı Dr. Fahrettin Koca başarılı projenin tüm Türkiye’de uygulanacağı müjdesini verdi.

 
Basın, Halkla İlişkiler ve Protokol Müdürlüğü Tarih : 25.01.2023 00:00
Okunma Sayısı : 320