Haber

Üniversitemizde Muğla Bölgesinde Yetişen Zeytin Türlerini Koruma ve Kayıt Altına Alamaya Yönelik Önemli Proje

Son Güncelleme Tarihi : 23.04.2020 00:00

Üniversitelerin şehirle bütünleşmesi o şehrin sorunlarına somut çözümler üretmesi, bu yolla da bölgeden başlayarak Ülke ekonomisinde katkı sunması yeni nesil üniversitelerin en önemli misyonları arasında. Bu bağlamda Üniversitemizde de Muğla bölgesi zeytin üreticiliğine önemli katkı sunacak bir proje yürütülüyor. Proje, yabani zeytin gen kaynaklarındaki genetik çeşitliliğin ortaya konulmasına, bu gen kaynaklarının kayıt ve koruma altına alınmasına odaklanıyor. Bizler de hem Muğla, hem Ege Bölgesi hem de Ülkemiz için oldukça önemli olan bu projenin yürütücüsü, Üniversitemiz Fen Fakültesi Biyoloji Bölümü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Belgin Göçmen Taşkın ile bir röportaj gerçekleştirdik. Öğretim Üyemizin proje yolculuğunu, fikir aşamasından bugüne gelişimini ve projenin detaylarını bizlerle paylaştı. İşte bu önemli projenin detayları...

 

Sayın Taşkın, bizlere projenizin fikir aşamasından biraz söz edebilir misiniz?

 

Bu projenin olgunlaşıp, bu noktaya gelmesi dünden bugüne gerçekleşen bir durum değil kuşkusuz; en azından 10 yıllık bir süreç söz konusu diyebilirim. Bitki genetik kaynaklarımızın, bu kaynaklardaki genetik bilginin özellikle de hızla değişen küresel şartlardaki öneminin çok farkında olan bir kişi olarak, buğday gibi ekonomik öneme sahip, ayrıca sığla ağacı, Datça Hurması gibi endemik ve ender türlerin doğal ve ıslah populasyonlarındaki genetik çeşitliliğin saptanması ve korunmalarına yönelik olarak uzun yıllardır çalışmaktayım zaten. 2009 yılından bu yana da proje ekibi olarak, üniversitemiz BAP birimince desteklenmek suretiyle gerçekleştirmiş olduğumuz ve öğrencilerimizin yüksek lisans tez çalışmalarını da oluşturan 4 farklı proje kapsamında ülkemizin çeşitli zeytin üretim alanlarındaki yabani populasyonları farklı DNA belirteçleri ile çalıştık.  Daha önceki bu çalışmalarımızın gerek arazi ve gerekse laboratuvar aşamalarında edinmiş olduğumuz bilgi ve deneyimler bizi ülkemiz yabani zeytin gen kaynaklarının saptanması (surveyler ile) ve korunmasına (moleküler çalışmalar sonucu geliştirilecek uygun koruma stratejileri ile) yönelik iyi planlanmış, kapsamlı projelerin gerçekleştirilmesi gerektiği sonucuna ulaştırdı. Aslında sanırım fikir aşamasının başlangıcı konusunda biraz daha geriye gitmeliyim. 2003 yılında Ankara’dan gelip üniversitemizde göreve başladığımda, Muğla ilinin gerek kara sınırları ve gerekse de görebildiğim kadarıyla kıyı şeridindeki yabani zeytin varlığı çok dikkatimi çekmişti. Şimdiki isimleriyle Muğla İl Gıda Tarım ve Hayvancılık Müdürlüğü’nden ve Muğla Orman Bölge Müdürlüğü’nden edindiğim bilgi ise, Muğla ili sınırları ve bu ilin kıyı şeridinde yer alan adalardaki yabani zeytin varlığına ilişkin kayıt altına alınmış herhangi bir bilgi bulunmadığı yönündeydi. Bu durum beni biraz şaşırtmakla birlikte fazlasıyla üzmüştü. İşte zaman içerisinde tüm bunlar birikip, olgunlaştıktan sonra bu proje ortaya çıktı diyebilirim.

 

Projenizin genel kapsamı nedir kısaca bahsedebilir misiniz?

 

Bu proje, ülkemiz bitki gen kaynakları içinde önemli bir yere sahip olan yabani zeytin gen kaynaklarındaki genetik çeşitliliğin ortaya konulmasına, bu gen kaynaklarının kayıt ve koruma altına alınmasına yönelik bir projedir.  Bu bağlamda, ülkemiz zeytin yetiştiriciliğinde ve aynı zamanda yabani zeytin varlığı bakımından önemli bir yere sahip olan Muğla ilimiz ve bu ilin kıyı şeridindeki adalarda çalışacağız. Tüm populasyonları her üç genom bakımından da tarayıp, çalışma bulgularımız doğrultusunda bu önemli gen kaynaklarımız için uygun koruma stratejileri geliştirmeyi amaçlamaktayız.

 

Mevcut doğal alanlarda yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olan ve verim ve kalitenin yanı sıra hastalıklara ve diğer biyotik ve abiyotik stres faktörlerine karşı dayanıklılık bilgilerini de gen havuzlarında bulunduran yabani formların çalışılması son derece önemlidir.  Özellikle küresel iklim değişikliğinin olumsuz etkilerinin her geçen gün daha da ciddi boyutlarda hissedilmeye başladığını dikkate aldığımızda, tarımsal üretimin artan dünya nüfusuna yeter düzeylerde korunabilmesi için zeytin gibi ekonomik önemli bitkilerin yabani formlarının gen havuzlarındaki bilginin önemi de insanlık için günden güne artmaktadır. Bu öneme binaen hazırlamış olduğumuz projemiz, ülkemiz için bir ilk ve öncü çalışma olmanın yanı sıra, bu kadar geniş bir alanda ve her üç genomu tarayacak şekilde gerçekleştirilecek bir çalışma olması bakımından, bilgimiz dahilinde, uluslar arası alanda da bir ilki oluşturacaktır. 

 

Bu projenin Ülke ekonomisine veya ulusal bilim mirasımıza nasıl bir katkısı olacaktır?

 

Son yıllarda, nüfus artışı ve sağlıklı beslenme bilincinin oluşmasına paralel olarak dünyada zeytinyağı ve sofralık zeytin tüketimi artış göstermiştir. Dünya talebinin artması, üretici ülkelerde zeytinyağı ve sofralık zeytin üretimi ve dış ticaretinde önemli gelişmelerin yaşanmasına yol açmıştır.  Son FAO verilerine göre dünyada, yaklaşık 11 milyon hektar zeytinlik bulunmaktadır ve bu alanların %94’ü Akdeniz’e kıyısı olan ülkelerin sınırları içerisindedir. Zeytinliklerin en yaygın olduğu ülkeler ise sırasıyla İspanya (2.554.829 ha), Tunus (1.685.301 ha), İtalya (1.325.451 ha), Fas (1.020.569 ha) ve Yunanistan (871.892 ha)’dır. Bu ülkeleri 846.062 ha alan ile Türkiye takip etmektedir.  Yine güncel TÜİK verilerine göre ülkemiz zeytin yetiştiriciliğinde üretimin %53,56’sı Ege Bölgesinde, %19,82’si Marmara Bölgesinde, %16,68’i Akdeniz Bölgesinde, %9,64’ü Güneydoğu Anadolu Bölgesinde, %0,30’u ise diğer bölgelerde yapılmaktadır.  Üretilen zeytinlerin %21,90’ı sofralık olarak kullanılırken %78,10’u yağlık olarak kullanılmaktadır. Ülkemiz yıllar itibariyle ufak oynamalar göstermekle birlikte zeytin ve zeytinyağı üretiminde dünyada 5.-6. sıralarda, özellikle zeytinyağı ihracatında ise çoğunlukla 4. Sırada yer almaktadır. Bu verilerden de anlaşılacağı gibi ülkemiz, dünya zeytin ve zeytinyağı üretiminde ve ihracatında iddialı bir konuma sahiptir.  Ancak, ne yazık ki, plansız yapılaşma faaliyetlerinin önemli zeytin alanlarımız için de ciddi bir tehdit unsuru oluşturması, zeytin zararlı ve hastalıklarıyla mücadelelerde uygulanan yanlış stratejiler ve bunlara eklenen iklimsel değişiklikler gibi nedenlerle son yıllarda ülkemiz sofralık zeytin ve zeytinyağı üretimlerinde gerek nicelik gerekse de nitelik yönünden ciddi dalgalanmalar da olduğu bir gerçektir.  Ülkemizin dünya pazarındaki konumunun korunması ve daha iyi bir düzeye taşınması için hiç kuşkusuz ki bir taraftan birim alandan alınan verimin arttırılması gerekirken, bir taraftan da sofralık ve yağlık kullanımda kalite özelliklerinin iyileştirilmesi yoluna gidilmesi şarttır.  Ulusal politikalarla diğer iyileştirmelerin yapılmasının yanı sıra bu konudaki en etkili ve temel yaklaşım tabii ki iyi planlanmış ıslah programlarının oluşturularak gerçekleştirilmesi ve sonuçlarının geniş üretim alanlarında uygulamaya konulmasıdır.  Etkili ve amaca uygun ıslah programlarının geliştirilip uygulanmasında ise en önemli unsur hem kültür hem de yabani formlardan oluşan ve genetik olarak iyi karakterize edilmiş geniş bir germplazma sahip olmaktır.  Özellikle her türlü çok değerli genetik bilgiyi gen havuzlarında bulunduran yabani formların doğal populasyonlarındaki genetik çeşitliliğin saptanarak kayıt ve koruma altına alınması son derecede büyük önem arz etmektedir.  Bu bağlamda, bu proje kapsamında ülkemiz zeytinciliğinde önemli bir yere sahip olan Muğla ili ve bu ilin kıyı şeridindeki adalarda bulunan yabani zeytin populasyonlarının genetik çeşitliliğine ilişkin ilk kez ortaya konulacak detaylı bilgilerin hem ulusal ve uluslararası düzeyde ilgili literatüre hem de ıslah programlarına katkılarının önemli olacağı düşünülmektedir. Böylelikle ülkemizin dünya pazarındaki yeri sağlamlaşırken, kuşkusuz ülkemiz ekonomisine de olumlu katkıları olacaktır. Yine ulusal ve uluslararası bağlamda bir pilot çalışma niteliğinde olacağından, ulusal bilim mirasımıza katkısı da çok önemli olacaktır.

 

 

 

Üniversitelerin bölgesel kalkınmadaki etkileri düşünüldüğünde projenizin bu açıdan değeri nedir?

 

Hiç kuşku yok ki üniversiteler bölgesel kalkınmada lokomotif görevi gören kuruluşlardır. Bu açıdan ele aldığımızda, ülkemizin coğrafik açıdan çok önemli bir konumunda yer alan üniversitemiz de bölgesel kalkınmaya katkıları bakımından ayrıcalıklı bir yere sahiptir. Bir önceki sorunuzda da belirttiğim gibi %53,56’lık üretim payı ile bölgemiz, ülkemiz zeytin yetiştiriciliğinde ilk sırada yer almaktadır. Bölgenin en güney ili olan, Ege ve Akdeniz Bölgelerinin kesişim noktasında yer alan Muğla ilimizin ise bu paya katkısı yadsınamaz. Projemiz başarı ile gerçekleştirilip, sonuçları uygulama boyutunda hayata geçirildiğinde, yansımalarını zaman içerisinde bölgemizde geçimini zeytincilikten sağlayan en küçük üreticiden en büyük yağ sanayicilerine kadar görmek mümkün olacaktır. 

 

Sizleri böylesine önemli bir proje için cesaretlendiren faktörlerden biraz söz edebilir misiniz?

 

Bu proje ile, sofralık ve yağlık kullanımı ile insan beslenmesi ve sağlığı bakımından çok önemli bir yere sahip olan ve ekonomik önemli bitkiler arasında çok özel bir durum arz eden zeytin bitkisinin tarımsal üretiminin değişen küresel şartlarda korunmasına yönelik önemli bir adımın atılıyor olması beni gerçekten çok heyecanlandırıyor. Bunun yanı sıra Rektörümüz Prof. Dr. Hüseyin Çiçek'in projeler konusundaki motive edici ve hiçbir desteği esirgemeyen tutumları ise projenin her aşaması için beni cesaretlendiren en önemli unsurdur. Kendileri sadece bu proje sürecinde değil, benim ve laboratuvar ekibimizin daha önceki proje süreçlerinde ve araştırmayla ilgili her türlü konuda daima çok kısa sürede problem çözme odaklı olarak destek vermişlerdir. Bu vesileyle buradan kendilerine bir kez daha teşekkür etmek isterim.

 

Sizce bir projeye başlamak için ilk kıvılcım nasıl ateşlenir?

 

Bu sorunuza kısaca “merak”, “bir problemi çözme isteği” diyebilirim. Yani bir şeylerin sizi içten içe dürtmesi ve bu dürtünün zaman içinde dayanılmaz hale gelmesi gerekir. Bilindiği üzere bilimsel gelişmenin temelinde de bu yatar. Bilimsel bir çalışmayı gerçekleştirebilmek içinse, çalışmanızın niteliğine göre az ya da çok, maddi bir kaynağa gereksinim duyarsınız. Bunu sağlamak üzere de uygun proje fon kaynaklarına proje önerinizi sunarsınız.

 

 

 

Basın, Halkla İlişkiler ve Protokol Müdürlüğü Tarih : 23.04.2020 00:00
Okunma Sayısı : 1118